Çocuk Eğitimi kategorisi için arşiv

Bebeğinizin uyku alışkanlıkları ve siz! TEST

Posted in Eşlere Tavsiyeler, Gebelik & Bebek Bakımı, Çocuk Eğitimi etiketler ile , on Aralık 3, 2008 by kum


Bebeğinin uzun ve deliksiz uyuması her anne babanın en büyük hayalidir. Bu hayali gerçekleştirmek için sizin de yapmanız gerekenler var. Peki siz bu konuda ne kadar başarılısınız? Yanıtı bu testte sizi bekliyor.

SORULAR


1) Soru :Bebeğinizin uykusu geldiğini nasıl anlarsınız?
Gözlerini ovuşturur.
Yastığını alır.
Olduğu yerde uyur.
Ona bakan kişiyi yatak odasına yöneltir.
Huzursuzlanır, ağlar.

2) Soru :Bebeğinizi nasıl uyutursunuz?
Yatağına bırakırım.
Kucağımda dolaştırarak uyuturum.
Ayağımda sallayarak uyuturum.
Nevresim içinde sallayarak uyuturum.
Kucağımda uyur.

3) Soru :Bebeğinizin yatağı nerededir?
Kendi odasında.
Ona bakan kişinin odasında kendi yatağında.
Bizim yatağımızda uyur.
Ona bakan kişi ile uyur.

4) Soru :Bebeğinizin uykuya geçiş süresi ne kadardır?
5 dakikadan kısa.
5-10 dakika.
15-30 dakika.
30 dakikadan uzun.
Uykuya geçmesi ile uyanması bir olur.

5) Soru :Uyku sürecinde bebeğinizin davranışları nasıldır?
Huzurlu.
Uykuya geçerken sıçrar.
Sık sık yatağında döner.
Uyku süresince sıçrar.
Uykusunda ağlar.

6) Soru :Bebeğinizin uyku kalitesi nasıldır?
Gürültüde uyuyabilir.
Yemek yer ya da su içer, tekrar uyur.
Çıt sesinde uyanır.
Sık sık sebepsiz uyanır.
Sürekli ağlar.

7) Soru :Uyku alışkanlıkları var mıdır?
Emzik emerek uyur.
Boş biberon emerek uyur.
Biberondan süt veya su emerek uyur.
Tülbent emerek uyur.
Benim saçlarımı ya da kulağımı tutarak uyur.

8) Soru :Bebeğinizin uyku süresi ne kadardır?
Gündüz uyur gece oynar.
10 saatten uzun.
8-10 saat.
5 saatten kısa.
Saat 03:00-05:00 te kalkar.

9) Soru :Bebeğiniz nasıl uyanır?
Uyanır neşeli sesler çıkararak beni çağırır.
Neşelidir yatağında oynar.
Yatağında kendi kendine oyalanır.
Ağlayarak beni çağırır.
Ağlar, susturamam.

10) Soru :Bebeğinizin uykuları ve aile yaşamınız:
Bebeğimizin varlığı uyku düzenimizi etkilemedi.
Bebeğim için geceleri kalkıyor olmak beni yormuyor.
Giderek yorulduğumu hissediyorum.
Eşim başka odada yatmaya başladı.
Evde huzur kalmadı.

DEĞERLENDİRME

Puanlama a=1 b=2 c=3 d=4 e=5

Skor 20′nin altındaysa

Bebeğinizin harika bir uyku düzeni olduğuna emin olabilirsiniz. Söze ne gerek, siz zaten bunu bizzat yaşayarak biliyorsunuz. O, saati gelince mışıl mışıl uyuyor. Uyandığında ise uykusunu almış tüm bebekler gibi neşeli, cıvıl cıvıl etrafına bakınıyor. Ayrıca harika uyuması size genel sağlığının da çok iyi olduğunu gösteriyor.

Skor 20-30 puan arasındaysa

Bebeğinizin uyku düzeni yeterince gelişmemiş. Uyku saatini düzenlemek ve uyku kalitesini arttırmak için önce bebeğinizi gözlemlemelisiniz. Onu rahatsız eden ışık, ses, altının kirli olması gibi faktörleri göz önünde bulundurun ve önlem almaya çalışın. Tabii önlemleriniz hala uyku düzeninin kurulmasına yetmiyorsa, bir uzmana başvurabilirsiniz.

Skor 20-40 arasındaysa

Bebeğinizin uyku sistemleri henüz gelişmemiş demektir. Öncelikle sabırlı olmanız gerekiyor. Önce bebeğinizin uyku düzenini bozan ihtimalleri göz önünde bulundurun ve önlemeya çalışın. Bir uzmana danışarak bu sürecin daha hızlı kurulmasını sağlayabilirsiniz.

Skor 40′ın üzerindeyse

Mutlaka bir uzman görüşü almalısınız. En azından böylece bir sorun olup olmadığını anlamış olacaksınız. Uzmanınız bir sorun bulamıyorsa rahatlayabilirsiniz. Eğer bebeğinizin uyku düzeninin oluşmasını engelleyen bir sorun varsa erken çözüm arayışına girmiş olursunuz.

Formsante

Bebeğinizi bezden kurtarmak için, onu Ti’ye alın !

Posted in Eşlere Tavsiyeler, Çocuk Eğitimi, İslamda Aile etiketler ile , , on Aralık 3, 2008 by kum

 



Annelerin çocuk yetiştirmede en zorlandıkları konulardan biri tuvalet eğitimidir. Dört, üç yaşına kadar bezlenen bir çocuğu bu alışkanlığından vazgeçirmek ise hem bebek hem de anne için çok zorlu bir süreç.

Oysaki bebekler acıktıklarını ve uykularının geldiğini nasıl ses ve hareketlerle belli ediyorsa, tuvalet ihtiyaçlarını da aynı şekilde anlatabilecek yetenekte dünyaya geliyor. Yani bu özellik, onların yaratılışlarında var. Ama tuvalet ihtiyacı konusunda kimse onlarla ‘iletişim’ kurmadığı için bu özelliklerini unutuyorlar. Bunu biz değil, Nesil Yayınları’ndan çıkan ‘Bezsiz Bebek’ kitabının yazarı Christine Gross-Loh söylüyor. Loh, şu anda 15 yaşında olan büyük oğlu Benjamin’e tuvalet eğitimi verirken bir yöntem geliştirmiş.

‘Tİ’ adını verdiği bu yöntemle, doğuştan itibaren her çocuğa erken yaşlarda tuvalet eğitimi verilebiliyor.

Peki Tİ nedir? ‘Tuvalet iletişimi demek. Bir annenin çocuğuyla işaretleşerek onu eğitmesi anlamına geliyor. Loh’a göre eğer bir bebek bu yöntemle eğitilirse, bir buçuk yaşına kadar ihtiyacını söyleyebilir.
Bu yöntemi nasıl bulduğunu kitapta şöyle aktarıyor:

“Oğlum Benjamin bir yaşını geçtiğinde annem ona bir lazımlık aldı. Buna verdiğim ilk tepki kızgınlıktı… Lazımlığı anneme göndermeden, küçük Benjamin’i sadece eğlence olsun diye üzerine oturttum… Sonuç, üzerine oturduğu andan itibaren tuvaletini yapmaya başladı. Hayretler içinde kaldım. O gün içinde ve sonrasında üzerine oturttuğum her an tuvaletini yapması beni daha fazla şaşırtıyordu. Onun tuvalete bezsiz olarak gitmek istediğini ve bunu, benim anlamamı beklediğini fark etmeye başladım. Bizim tuvalet kullanışımız izliyordu. Benjamin bir veya iki hafta içinde bezden kurtulmuştu…”
Loh, ilk çocuğunun tuvalet eğitimine geç başladığını fark edince ikinci çocuğu Daniel’e üç haftalıkken Tİ uygulamaya başlamış ve bir buçuk yaşına geldiğinde Daniel bezsiz bir bebek olmuş. Loh’un bu keşfinden elbette birçok ülkedeki anne haberdar.

Çünkü Amerika’da adı ‘DiaperFreeBaby/Bezsiz Bebek’ adı verilen bir organizasyon var. Loh’un yönlendirmeleriyle 2004 yılında Melinda Rothstein ve Rachel Milgroom tarafından kurulmuş. Birçok üyesi bulunan organizasyonun amacı çocuklarına ‘Tİ’ eğitimi veren aileleri bir araya getirip, tecrübelerini paylaşıyorlar.

Tİ’yi 14 ülkede birçok anne uyguluyor, destek grupları da bir hayli çok. Bu yöntemi nasıl uygulayacağınızı merak ediyorsunuz? Size aşağıda bazı ipuçları veriyoruz. Ancak ‘Tİ’yi iyice anlayabilmek için kitabı okumanızda yarar var.

İşaretleşme nedir?


İşaretleşme, Tİ yönteminin son derece önemli bir parçası. Bebeğinize işaret verdiğinizde, onu belli bir pozisyonda tutarak bir ses çıkarıyorsunuz.

Çoğu ebeveyn sezgisel olarak “çişşşş” sesi çıkarıyor veya bebeğinizin idrarını yapması için başlama işaretiniz, su sesini andıran, birini susturmak için kullandığımız, “şişşş” sesidir. Aynı sesleri bağırsak hareketleri için de kullanabilirsiniz. Çoğu anne-baba, bebekleri tuvalet yaparken kendilerinin de yumuşak bir homurtu veya hırıltı çıkardıklarını fark ediyor. Bu işaretleşmeler, birçok bebeğe yardımcı olur. İşaretleşme şeklinin insanı şaşırtan yanı, genel olarak kültürler arasında, aileler tarafından yaygın olmasıdır. Aileler bunları sezgileriyle, doğal bir şekilde yaparlar ve bebekler de bu işaretlere karşılık verir. Bebeğinizi tuvalete her götürüşünüzde, bu işaretleri yaparsanız o, tuvalet ihtiyacıyla bu işaretleşme arasında o kadar çok bağlantı kurar.

Yeni doğan bebeklerde Tİ’ye nasıl başlanmalı?


* Bebeğinizin bir müddet, gevşek bezle veya bezsiz bir biçimde durmasını sağlayın. Böylece verdiği işaretleri gözlemleyebilir veya tuvaletini yapıp yapmadığını kolaylıkla kontrol edebilirsiniz.

* Tuvaletini yaptığını fark eder etmez, onunla işaretleşin. Onu belli bir pozisyonda tutun ve ‘çişşşş’ şeklinde ses çıkarmaya devam edin veya çocuğunuzun küçük veya büyük tuvaletiyle çağrışım yapmasını istediğiniz bir ses çıkarın. Uygulamaya ilk başladığınızda, bebeğinizin illa bezsiz olması şart değildir.

* Kucağınıza küçük bir kap, açık bir bez veya lazımlık yerleştirin. Bebeğinizin tercih ettiği pozisyonu bulana kadar dağarcığınızda birçok çeşit pozisyon bulunsun. Tercih ettiği pozisyonların zamanla değişebileceğini aklınızda tutun.

* Daha önceden tuvaletini yaptığını fark ederseniz, mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde altını değiştirin. Çünkü ıslak veya pis bir beze oturmak hissine çok fazla koşullanmaz.

Zaman

Namaz kılınışı resimli anlatım

Posted in Avatarlar & Resimler & e-kart, Çocuk Eğitimi, İbadet Konuları, İslamda Aile, İslami konular etiketler ile , , , on Kasım 29, 2008 by kum
 

Birinci Rek’at:
      1) Ayakların arası dört parmak açıklıkta ve parmak uçları kıbleye doğru gelecek şekilde ayakta kıbleye dönülür.
      2) İkamet getirilir. (Erkekler için)
      Niyet:
      3) “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir.
      İftitah tekbiri:
      4) “Allahü Ekber” diyerek iftitah tekbiri alınır.
 

 

 

 

Erkekler tekbir alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmaklar normal açıklıkta bulunur.
Başparmaklar, kulak yumuşağı hizasına gelecek şekilde eller yukarıya kaldırılır.
    Kadınlar tekbir alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmaklar normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırır.
     
      Kıyam:
      5) Tekbirden sonra eller bağlanır. Ayakta iken secde edilecek yere bakılır.
      6) Ayakta sırasıyla:
      a) Sübhaneke,
      b) Eûzü-besmele,
      c) Fatiha sûresi,
      d) Kur’andan başka bir sûre daha okunur.
     
Erkekler, sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.    Kadınlar, sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
     
      Rükû:
      7) “Allahü Ekber” diyerek rükûa varılır ve burada üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-azıym” denilir. Rükû’da iken ayakların üzerine bakılır.
     
Erkekler, rükûda, parmakları açık olarak elleri ile dizlerini tutup sırtını dümdüz yaparlar. Dizlerini ve dirseklerini dik tutarlar.    Kadınlar, rükûda, sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini (parmaklarını açmayarak) dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
     
      Rükûdan kalkış:
      Semiallâhü limen hamideh” diyerek rükûdan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ leke’l-hamd” denilir.
     
 

Erkeklerin, rükûdan kalkıp doğrulması.

   

Kadınların, rükûdan kalkıp doğrulması

     
      Secde:
       9) “Allahü Ekber” diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da alın ve burun yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizasında bulunur. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede burun kenarlarına bakılır. Burada üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir.
      
     
Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar.
  Ayaklar, parmaklar üzerinde dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
  Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik halde bulundururlar.
  Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
     
         İki secde arası oturuş:
         10) Allahü Ekber diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizasına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânellah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
     
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.   Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
     
      11) “Allahü Ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir.
      12) “Allahü Ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.(Resim : 3-4)
     
(Resim : 3)   (Resim : 4)
     
      Secdeden kalkarken: Önce baş, sonra eller, daha sonra eller dizler üzerine konularak, dizler yerden kaldırılır.
      İftitah tekbirinden itibaren buraya kadar yapılanlara “bir rek’at” denir.
     
      İkinci Rek’at:
      1) Ayakta sırasıyla;
      a) Besmele,
      b) Fatiha sûresi,
      c) Kur’andan başka bir sûre daha okunur.

      2) Birinci rek’atte olduğu gibi “Allahü Ekber” diyerek rükûa varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-azıym” denilir.(Resim : 5-6)
     

     
(Resim : 5)   (Resim : 6)
     
      3) “Semiallâhü limen hamideh” diyerek ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ leke’l-hamd” denilir.(Resim : 7-8)
     
(Resim : 7)   (Resim :
     
      4) “Allahü Ekber” diyerek secdeye varılır. Burada üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir.(Resim : 9-10)
     
(Resim :9)   (Resim :10)
     
      5) “Allahü Ekber” diyerek secdeden kalkılıp dizler üzerine oturulur. Burada “Sübhânellah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.(Resim : 11-12)
     
(Resim :11)   (Resim :12)
     
      6) Sonra “Allahü Ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir. 
      Ka’de-i ahire (Namazın sonunda oturuş):
      7) “Allahü Ekber” diyerek secdeden kalkıp oturulur.
      Otururken, el parmakları dizlerin hizasına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır.
      Oturuşta sırasıyla;
      a) Ettehiyyatü,
      b) Allahümme salli,
      c) Allahümme bârik,
      d) Rabbenâ âtina… duaları okunur.                                                                 (Resim : 13)
     
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.(Resim : 13-14)   Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.
     
      Sağ tarafa selâm verilişi:
      9) Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetûllâh” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.
     
 

Erkeklerin, sağ tarafa selâm verişi.

   

Kadınların, sağ tarafa selâm verişi.

     
      Sol tarafa selâm verilişi:
      10) Sonra başını sola çevirerek, “Esselâmü aleyküm ve rahmetûllâh” denilir. Böylece iki rek’at namaz tamamlanmış olur.
     
 

Erkeklerin, sol tarafa selâm verişi.

   

Kadınların, sol tarafa selâm verişi.

     
      DUA
      Dua ederken, eller göğüs hizasına kaldırılır. Eller göğe doğru açılarak avuçların içi yüze doğru biraz meyilli tutulur ve iki elin arası açık bulundurulur.
     
 

Dua eden bir erkek çocuğu.

   

Dua eden bir kız çocugu

Kurban kavramı çocuklara nasıl anlatılmalı?

Posted in Eşlere Tavsiyeler, Çocuk Eğitimi etiketler ile , , on Kasım 29, 2008 by kum

Çok özeldir bayramlar Hele çocukların dünyasında ayrı bir yeri vardır bu özel günlerin Senede iki kez yaşarlar çocuklar bu coşkuyu; ama kimi zaman izleri bütün bir sene sürer hatta gelecek yıllarda da silinmez Bundan değil midir, biz yetişkinlerin “eski bayramlar” diyerek özlemlerimizi dile getirişimiz?
Bayramlardaki bu coşkunun yanında bayramın çocuğa davranışsal getirileri de olabilir Ve bu ebeveyn ve çevreye bağlıdır Evet Kurban Bayramı bu özel anlardan biridir İçinde Yüce Yaratıcı’ya (cc) karşı emre itaati simgeleyen, yardımlaşma yoluyla sosyal bağları kuvvetlendiren özel bir zaman dilimidir Kurban Bayramları Coşku ve davranışsal getirilerin sağlanması kadar, ebeveynlerin Kurban Bayramı’nda çocuklarının olumsuz etkilenmemeleri için hassas davranmaları gerekmektedir

Kurbanı anlatırken nelere dikkat edilmelidir?

“Kurban” kavramı çocuk sormadığı sürece detaylandırılmamalıdır 7 yaşından sonra Hz İbrahim kıssası da eklenerek kurbanın anlamı aktarılabilir Fakat 7 yaşından önceki çocuklara kurbanın Allah’ın (cc) bir hediyesi olduğu söylenmeli, kıssa aynen aktarılmamalıdır
Hangi yaşta olursa olsun çocuklara kurbanın sosyal boyutu anlatılmalıdır

Kurban ile birlikte insanların birbirleri ile yardımlaştıkları, ekonomik seviyesi düşük ailelerin ve bu ailelerin çocuklarının “et” besininden yıl içinde yararlanamadıkları; ama bu bayram vesilesi ile “et” yiyebilip daha da sağlıklı olabildikleri üzerinde durulmalıdır

Kesim işlemi konusunda çocuklar soru soracak olurlarsa “bunun kasapların işi olduğu ve bu işlemi kasapların bilebileceği; ama kasapların hayvanları çok iyi tanıdığından canlarını yakmadığı” söylenebilir

Bu konuşmalar esnasında ebeveynin mimiklerinin ve ses tonunun oldukça rahat olması gerekir

Bunların dışında çocukların merakları karşısında ebeveyn şu açıklamalarda bulunabilir: Kainattaki bütün canlılar birbirlerine yardım ederler Ve bunu yapmaktan çok zevk alır, mutlu olurlar Mesela bitkiler, insanların ve hayvanların kendilerini yiyip beslenmelerini ister, böylece yardımlaşmış olurlar Hayvanlar da insanları kendilerinin etlerini yemelerini, sütlerinden, yumurtalarından ve yünlerinden yararlanmalarını çok isterler Böyle olunca hem çok mutlu olurlar hem de yardımlaşmış olurlar İnsanlar da Allah’ın verdiği nimetleri birbirleri ile paylaşırlar İşte bu nedenlerle kurbanların kesilirken canları yanmadığı gibi çok mutlu olurlar

Kesimi çocuk görmeli mi?

7 yaş öncesi: Görmemeli
Bu dönemde çocuklar henüz soyut düşünme becerilerine sahip olmadıkları için kurban kavramını tam olarak anlayamazlar, buna bağlı olarak kesim onlara bir şiddet olarak görülebilir Bu yaş çocuklarda çeşitli korkular oluşabileceği gibi, et ürünlerini yemek istememe veya şiddet olarak algılayabilecekleri bu davranışı modelleme arzusu oluşabilir Bu sebeple kesime kesinlikle şahit olmamaları gerekir

7-12 yaş dönemi: Kurbanın neden kesildiği izah edilmeli

Bu dönem çocukları ağırlıklı olarak dinî ritüelleri, Hz İbrahim (as) kıssasını anlayabilseler bile kesim işlemini anlamakta sorun yaşayabilirler Ancak, özellikle Doğu toplumlarında hayvan kesimi sıkça yapılır ve bu, çocuk için çok farklı bir olay değildir Bu ortamdaki bir çocuk için kesime şahit olmak çocuğa zarar vermezken sadece evdeki yemeklerde veya buzlukta “et” ile görüşen bir çocuk için zarar verici olabilir Bu nedenle genel olarak değerlendirildiğinde ortam ve şartlar dikkate alınmalı ve çocuğun kesime şahit olmaması tercih edilmelidir Şahit olmuşsa veya olma ihtimali varsa da kesinlikle hayvanın canının yanmadığı, mutlu olduğu gibi) hususlar çocuğa vurgulanmalıdır

Ergenlik dönemi: Görmesinde bir mahsur yok

Ergenlikle birlikte çocuklar bunun dinî bir süreç olduğunu ve sonrasındaki sosyal faydalanmayı anlar ve kesim işlemini gerçekçi değerlendirebilirler Bu arada ergen çocuğun kişilik yapısı dikkate alınmalıdır Mesela hassas yapıdaki bir çocuğun kesim manzarasına şahit olması zarar verici olur Kısaca denilebilir ki; hayvan kesimine yapısal anlamda zarar görmeyeceği düşünülen ergenlik dönemi çocukları ve daha büyük bireyler şahit olabilirler

ZAMAN-AİLEM
Sayı: 160
PSİKOLOG YASEMİN YALÇIN AKTOSUN

Çocuklar babasının namaz kıldığını bildiği gibi, kurban kestiğini de bilmelidir

Posted in Eşlere Tavsiyeler, Çocuk Eğitimi, İslamda Aile etiketler ile , , , , , on Kasım 29, 2008 by kum

Çocuklar babasının namaz kıldığını bildiği gibi, kurban kestiğini de bilmelidir

Yüce Allah, büyüklerden, ana-babalardan ne istemişse çocuklarına da aynı şeyleri emretmelerini istemiştir Çocuk babasının namaz kıldığını, zekât verdiğini, kurban kestiğini bilmeli ve görmelidir
Çünkü yarın bu işleri o yapacaktır Yavaş yavaş o bu işlere alışmalı ve alıştırılmalıdır Hadisin ifadesine göre: “Dünya iki gündür: Bir günü sevinç, bir günü de kederdir” Herkes dünyayı böyle tanımalıdır Dünyayı böyle bilmeyen ve ona göre kendini hazırlamayanlar çabuk yıkılır ve bozulurlar İşin içerisinde acı olduğunu bile bile çocuklarımızı sünnet ettirmiyor muyuz? Yine zor geldiğini bile bile onları sabah namazına kaldırmıyor muyuz? Hasret ve ayrılığın bir ateş olduğunu bile bile onları askere, hatta sonunda ölüm olduğunu bile bile savaşa göndermiyor muyuz? Bunlar hayatın olmazsa olmazlarıdır Bu olmazsa olmazlara nasıl kendimizi hazırlıyorsak kurban kesmeye de çocuklarımızla beraber hazırlanmalıyız Kurban kesmenin hali vakti yerinde olanlara Allah’ın emri ve Sevgili Peygamberimizin sünneti, aynı zamanda kulun Allah’a karşı bir şükran ve teslimiyetinin ifadesi, Allah’ın arzularını nefsin arzularına tercihin bir nişanesi olduğunu, dağıtılan kurban etinin insanlar arasında sevgi ve dostluğu pekiştirdiğini de anlatmayı unutmamalıyız

Dr Vehbi Karakaş