Fotoğraf ve şiir 'edebî metinler' kategorisi için arşiv

bir şiir

Posted in Avatarlar & Resimler & e-kart, Fotoğraf ve şiir 'edebî metinler' on Aralık 26, 2008 by kum

Bana ellerini değil, önce yüreğini aç.
İmkânlarını değil, samimiyetini istiyorum.
Gülümsemelerinin ardındaki niyetin niteliği
Beni daha çok ilgilendiriyor.
Bana dışardan nasıl göründüğün değil,
İçerden, yürekten neler hissettiğin mühim görünüyor.
Bir bakış, bir yöneliş, bir dokunuş basit mi geliyor sana?
Sakın ha!
Bazen alçalışının bazen de zirvelere sıçrayışının resmidir o anlar…
Belki de bazen yüreğinden kayıp gelen
O şefkatin damlasıdır seni kurtaracak olan.

Bir nisan kelebeği gibi
Belki de iyi niyet kanatlarına yazılmıştır
Sonsuzluğun eşsiz güzelliği.
Belki de limana yanaşan bir iyilik yelkenlisinin
Yelkenlerine doldurduğu en güzel dualarıdır
Onu bekleyenlerine yaklaştıran.

Bir bakış hiçbir zaman küçük değildir.
Bir dokunuş hiç, ama hiç basit değildir.
Bir yöneliş, bir meyil hiçbir zaman küçümsenmemelidir
İçinde sevgiliye yaklaşma niyeti varsa eğer…

Yusuf Sönmez

not

Posted in Avatarlar & Resimler & e-kart, Fotoğraf ve şiir 'edebî metinler', Güzel Sözler,Vecizeler,Nasihatler etiketler ile , , on Aralık 19, 2008 by kum

”Ey yaratıklarını sonsuz nimetleriyle besleyip büyüten ve kullarına düşüncelerini anlatma gücü veren ve maksadını en iyi açıklayan,Zü’l-Menni ve’l Beyan…”

Bize Sen’i en güzel şekilde ifade etme kabiliyeti ver…

O “seni Seviyorum”un Tek Muhatabısın Sen…

Posted in Fotoğraf ve şiir 'edebî metinler' etiketler ile , on Aralık 3, 2008 by kum

Biliyorsun, yüreğimde kanayan bir sevdasın sen
Yıllarca aşktan, sevgiden habersiz yaşadıktan sonra
Karşıma en ummadığım anda çıkıverensin
Ömrümün miladısın sen
Zaten, hep senden sonraya dayanır
Hasrete dair tüm sitemlerimin temeli

Bence sen aşkın ta kendisisin:
Uykusuz geçen gecelerimin,
Her şarkıda bir hüzün vapuruna binip
Engin denizlere açılan benliğimin,
Sensizlikte gökyüzüne fırlatılan her feryadın,
Geceler boyu deli-divane dolaşan bir serserinin,
Yokluğuna yazılan bu onca hasret şiirinin tek failisin

Yıllarım olanca yalnızlığıyla sürüp giderken,
Yüreğimdeki zemheri günden güne sertleşirken,
Gönlümden gelen bir ayazla, ellerim
Onları tutan bir “Mecnun” olmadığı için buz tutarken,
Ve sevgiye hasret kalmış yüreğim
Bir karlar-buzlar ülkesinde yapayalnız eskirken,
Hayatın ellerime tutuşturuverdiği
Bir sevda masalısın sen

İşte sen, ömrümün en sert kışını yaşadığı bir anda,
Gönlüme doğuveren bir sevda güneşiyle
Hayata doğmuş bir “Kardelen”sin
Belki de, yüreğim kışı yaşarken
Hayallerimde büyüttüğüm o “tek sevilecek”sin
Çünkü ben o zemheride yaşarken,
Sen karların altında
Bu sevda güneşinin doğmasını sabırla bekleyensin
Yani sen, şu fani dünyada tek vazgeçemeyeceğimsin

Baktığım zaman, beni benden alıp,
Senle dolu hülyalara taşıyan o esrarlı gözlerin,
Tuttuğumda bir uçurumun kenarına kadar getirip
Tüm benliğimi tir-tir titreten o narin ellerin tek malikisin

Gönlümün, sonsuz bir alevin tam ortasında kalarak
Tüm dünya duysun, diye haykırdığı
O “Seni Seviyorum”un tek muhatabısın sen

Akıllı kadınlar…

Posted in Fotoğraf ve şiir 'edebî metinler' etiketler ile , , on Aralık 3, 2008 by kum

Akıllı kadınlar neden yalnızdır? Cevabı uzun… ama erkek egemen toplumlarda çok normal. Adeta bir kural.
Televizyonla beslenen, medyatik refleksli toplumumuzun bazı erkekleri, gücün ve iktidarın karşı cinse geçmesi halinde çıldırıyor. Bir aşağılık kompleksi durumu yani… cennet anaların ayakları altında deyip, kadın döven zavallıların düştüğü acz…

Erkek hep zeki kadından hoşlanır ama zamanla bu zeka yarışında yenilince kızar, küser ve ağlar. Tıpkı yenilgiyi hazmedemeyen bir çocuk gibi. Zeki kadınlar erkeklerin çocuk alt beyinlerinin gelişmediğini bilirler. (gelişmez çünkü doğurganlık yoktur) Şirket sahibi, yönetici hatta başbakan bile olsalar “aslında” onların hiç büyümeyen bir çocuk olduklarını unutmazlar ve akılları sayesinde her zaman onların istediğini yapıyormuş gibi davranıp, kendi yasalarını uygularlar. Zavallı erkek, iktidarın hep kendisinde olduğunu sanır.

Akıllı kadınları yanlarında taşımaktan hoşlanan erkekler, zamanla onlardan kaçmanın yollarını ararlar. Çünkü kadın zekasıyla üstünlüğü ele geçirmiştir. Erkekse kendini eksik hisseder. Hem akıllı kadından hoşlanır, hem de akıllı kadından korkar ve kaçar. Yaşadıkları ilişki boyunca yanındaki sevgililerinin zekasıyla övünürken, o zeka kendilerine karşı kullanıldığında öfkeden çılgına dönerler ve hatta kaba kuvvete başvururlar. Bu yüzden akıllı kadınlar hep yalnızdır.

Erkeği onu kandırdığını sanırken, o çoktan ilk kaçamağı yakalamıştır. Telaş yoktur. Çünkü derinlere sessiz inilmelidir ki korkup kaçan olmasın. Bunu düzgün sevdikleri için yaparlar. Amaçları rezil etmek değil, kendisine yapılan haksızlığı tam ve doğru olarak bilme hakkını elde etmektir. Yarım yamalak nefretleri sevmez akıllı kadınlar. Öfkesine değecek düşmanlar lazımdır onlara…

Akıllı kadınlar her şeyini verir ve her şeyini alır. Acıları boylarını aşsa da gıkları çıkmaz. Dillerinde pişmanlık cümleleri dolaşmaz. Kendine olan saygılarını ve ayaklar altına almadıkları gururlarına sahip çıkarlar. Kan kusarlar ama kızılcık şerbeti içtiklerini söylerler.

Akıllı kadınlar erkeklerini başkalarına ezdirmezler. Kendileri ezerler. Bunu gururlarını incitmeden yapmaya çalışırlar ama sonunda hep haksız olan onlar olur. Onlar önce susar, sonra sorgular, ondan sonra da cevap verirler. Sustuklarında dillerini dikenli tellere dolar, konuşunca önce kendileri kanarlar…

Akıllı kadınların “konuşacak çok şeyleri olduğu için suskunlukları da büyük olur” Akıllı kadınlar kendini ezdirmez. Akıllı kadınlar salağı oynayamaz. Akıllı kadınlar kendilerine haksızlık etmez. Akıllı kadınlar “mış” gibi yapmaz. Akıllı kadınlar aşıkken de akıllıdır. Bu yüzden hep yalnız kalırlar.

KAHRAMAN TAZEOĞLU

sen ses ver yeter ben yol bulurum yoluna

Posted in Fotoğraf ve şiir 'edebî metinler' etiketler ile , , on Aralık 1, 2008 by kum
sen ses ver yeter ben yol bulurum yoluna

…ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar,
ne anahtarla açmak kapını, ne yıldız kayması gecede,
ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de her çalışında telefonun yürek atması ..
insanın içini dökmekten vazgeçmesi sessizliğine ses çıkarmaması artık , kendinden uzaklaşmasıdır ayrılık”
Simdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını!